Seni gördüğüm ilk günü hatırlıyorum, daha dün gibi, ne kadar da güzeldin. Simsiyah zifiri saçların o kadar güzel dalgalanıyordu ki, o kadar parlaktı ki, bakmaya doyamazdım. Gözlerinkoskoca kainatı içinde saklar gibiydi, o kadar derin, o kadar içten, bakmaya kıyamazdım.
İlk zamanlar yanağında küçük sivilceler vardı, sen hiç sevmezdin onları,ama biliyor musun ben çok severdim. Canım benim onlar bile yakışırdı o dünyalar tatlısı yüzüne.
Yürüyüşüne doyamazdım, biraz ürkek, biraz ağırbaşlı… ve sadece bir kere yan yana yürümüştük. O yürüyüşü unutamıyorum, evet sen ve ben yan yana. O mutluluğumu tarif bile edemem.
Sesin o kadar güzeldi ki, seni görmeden ilk sesinle sevmiştim. Çok samimi ve çok güzel ipek gibi bir sesin vardı. Hatırlıyor musun, dakikalarca, saatlerce konuşurduk seninle. Doyamazdım seninle konuşmaya. çok özledim seninle sohbet etmeyi, sesini çok özledim. O günler artık bana masal gibi geliyor.
Sen benim için o kadar özeldin ki, sana dokunmaya bile kıyamazdım. Senin o saf güzelliğinin, o tertemiz mahremiyetinin üzerine bir kara bulutun gelmesinden korktum hep. Seyrettim sadece seni, doyamadım ama. Seni çalışırken, konuşurken, yemek yerken, yürürken seyrettim hep, gizlice. Sana fark ettirmemeye çalışırdım. Farkettiğin zamanı anlardım, çünkü utanırdın, kızarırdın. Çok hoşuma giderdi. Bazen yanına gelirdim biraz havadan suda konuşurduk. Şimdi o günleri çok arıyorum, çok özlüyorum. Dedim yaa, sana dokunmaya bile kıyamazdım ben. Ve hatırlıyor musun bilmem ama seninle sadece iki kere tokalaştık, sadece iki kere. Ve sadece o zaman tenine dokunmuştum, hararet basmıştı her yanımı. O zaman da düşünmüştüm acaba senin o saf temizliğine ve mahremiyetine bi zarar vermiş miydim.
Çok sakınırdım seni, üzgün görmek bana zulüm oluyordu sanki. Kendimi o zamanlarda toparlayamıyordum. Seni üzen hemencecik can düşmanım oluyordu sanki. Bu ben dahi olsam. Senin üzülmene dayanamıyordum. Çünkü sana gülmek çok yakışıyordu. Elimde bir resmin bile olmasa da çok iyi hatırlıyorum.
Şimdi nerelerdesin, ne yapıyorsun bilemiyorum. Seni hep bekledim, sesini duymayı hep bekledim, bir sıcak haber bekledim… gelen tek şey kara bulutlar oldu. Senönce nişanlanmış ve sonrada evlenmiştin. Daha dünyadayken cehennemi yaşadım sanki. Uçurumlar içine çekti beni sanki, okyanusların dibinde havasız kaldım sanki… kör olmuş kuşlar gibi bi oraya bi buraya çarpıyordum. Düşüncelerimde, kalbimde fırtınalar esiyor, yıldırımlar çakıyordu. Ve sabah akşam, senelerdir düşüncem sensin, hayalim sen, rüyalarım sensin. Acımın adı, gözyaşımın adı, derdimin adı sensin. Evet hala sensin… Hasretler, özlemler hep peşimde, terk etmiyor beni. Vücüdumda dayanamadı buna, önce yüksek tansiyon, şimdide kalp… ama mutluyum, seni gerçekten sevdim diye, ölümüne sevdim diye… bu aşk eziyet olsa da bana mutluyum sana aşık olduğum için.
Ama hayattan bi beklentim kalmadı. Sadece annemi,babamı ve beni gerçekten sevenleri mutlu etmeye çalışacağım. İçim her an kan ağlasa da…
Elveda gül yüzlü, karanfil kokulu melek sevdiğim. Yolun cennet yolu olsun, Allah (c.c.) yar ve yardımcın olsun… “
( bir kaç arkadaşım benim hislerime biraz yabancı olduğu için beni ve bloğumu yanlış anlamış. saygı duyuyorum. bir insana duyulan temiz ve meşru bir aşkın temelinde Allah (c.c.) aşkı vardır. yani asıl aşk Allah (c.c.) aşkıdır. diğerleri onun yansımasıdır. Allah (c.c.) bizlere birbirimizi sevmemiz için gönüller verdiğini buyuruyor Kur'an-ı Kerim de... ve biz insanız...)
Nedir bu aşk?
Var mı tarifini bilen...?
Kula kulluk ettiren, kulu kula kırdıran,
İnsanı Allah a ulaştıran ya da cehenneme attıran, nedir?
İnanın çoğunuz bilmiyorsunuz..!
Aşk; insanın suçu, günahı, zulmeti,
Aşk; insanın hakimi, avukatı, koruyucusudur.
Aşk; insanın hem haramı hem helali,
Aşk; insanın kuvveti, sabrı, güvenidir.
Belki dünyanın en güzel duyguları,
Belki de en iğrenç hisleri...
Her kafadan bir ses çıkıyor.
Kimi kendini asmış, kimisi mutluluğa kavuşmuş,
Kimi şiirler döktürmüş.
Aşk sadece bir insana körükörüne bağlanmak mı?
Onu seviyorum deyip bazen hayatını mahvetmek mi?
Bu kadar basit olmamalı, peki o zaman nedir?
Tam olarak nedir, iyi mi kötü mü..?
Kim karar veriyor buna,
Hiç düşündünüz mü?
Aslında suçluları biz biliyoruz,
Dünya ve insan, hemde haber bile vermeden.
İçinde Allah aşkı olmayan,
Peygamber sevgisi olmayan aşk neye yarar, kime fayda verir.
Seveceksen Allah ı sev, Allah için sev.
AŞK;
Hz.İbrahim in ateşe atıldığı zaman ki teslimiyettir,
Hz.Eyyub un hastalığa karşı sabrıdır, zaferidir,
Hz.Davud un sesidir, eliyle demire şekil vermesidir,
Hz.Salih in kayadan çıkan devesidir
Hz.Musa nın kızıldenizi ikiye bölen asasıdır
Hz.İsa nın kokusunu bile hissettiği Son Peygamber i müjdelemesidir
Hz.Muhammed in doğardoğmaz "ümmetim ümmetim " demesidir
Hz.Muhammed in Allah a olan teslimiyetidir
Hz.Muhammed söylüyorsa doğrudur diyen Hz.Ebubekr in sadakatidir
Hz.Ömer in adaleti bile hayran bırakan adilliğidir
Hz.Osman ın şeytanı bile utandıran hayasıdır, edebidir
Hz.Ali nin cesaretidir, ilmidir
Hz.Hüseyin in haksızlığa karşı yürümesidir, şehadetidir
Sahabenin ve Ehli Beyt in yaşayışıdır
Hz.Yunus un cenneti istemeyip Allah a "Bana Seni gerek Seni" demesidir
Hz.Mevlana nın nefesidir, sema sıdır, Gel demesidir
Çöllere düşen Mecnun un gözlerinin dağlanmasıdır
Bülbülün güle ötüşü, ölen sahibin başında bekleyen attır